Türkiye Basketbol Federasyonu Başkanı Turgay Demirel, A Milli Takım Baş Antrenörü Bogdan Tanjevic ve Milli oyuncu Sinan Güler, FIBA2010 Dünya Basketbol Şampiyonası ve elde edilen gümüş madalyayı yorumladılar.
Başkan Demirel, A Milli Takım Baş Antrenörü Tanjevic ve Milli oyuncu Güler'in CNN Türk'te yayınlanan açıklamalarının ayrıntıları şöyle;
İlk olarak Sırbistan karşılaşmasındaki son 4 saniyede Kerem Tunçeri'nin bulduğu turnike basket ile ilgili olarak konuşan Baş Antrenör Bogdan Tanjevic, "Bu taktik değildi. Çünkü biz bu türdeki kısa süreleri kontrol edemeyiz. O anda Allah'a dua ettim "konsantre olun" diye. Bu, oyuncuların kararı ile olan bir şeydi. Oyuna nasıl başlayacağımız yönünde fikrimiz vardı, ama nasıl biteceği yönünde bir şey bilmiyorduk. O anda şanslıydık çünkü top Kerem Tunçeri'ye geldi ve kendisi gidip sayıyı buldu." dedi.
Kerem Tunçeri'nin basketiyle büyük bir heyecan yaşadıklarını söyleyen Sinan Güler ise, "Takım arkadaşlarımın sahaya çıktıklarında beraber konuştuklarını gördüm. Açıkçası Kerem Tunçeri'nin bom boş potaya gittiğini gördüğümde zıplamaya başladım. Basket olduğunu görünce de orta sahada yanında seviniyordum. Tanjevic'in de dediği gibi şansın da yardımcı olduğunu söyleyebilirim. Bir anda Sırbistan savunması ne yapacağını şaşırmıştı ve Kerem Tunçeri de turnikeyi tamamladı." diye konuştu.
Kerem Tunçeri'nin maç sonu oynamak konusunda örnek alınması gerektiğinin de altını çizen Sinan Güler, "Geçtiğimiz yıl Avrupa Şampiyonası'nda Sırbistan ile oynadığımız karşılaşmada da maçı uzatmaya götüren turnikede Ender Arslan ile paslaşmıştı. O durumlarda, ikinci yarıdaki performansıyla Kerem Tunçeri'nin tebrik edilmesi gerektiğini düşünüyorum. O an her oyuncunun kafasından bir şeyler geçiyor. Başarılı bir şekilde turnikeyi attığı için şanslıyız." açıklamasında bulundu.
TURGAY DEMİREL: DANSÇI KIZLAR İÇİN BAŞBAKANDAN TALEP GELMEDİ
Türkiye Basketbol Federasyonu Başkanı Turgay Demirel, Ankara'da oynanan C Grubu karşılaşmalarında hedefin liderlik olduğunun altını çizerken, "Amacımız bütün maçları kazanmaktı. Burada çok kritik iki maçımız vardı. Rusya ve Yunanistan maçıydı. Biz bu iki maçta seyircilerin konsantrasyonu bozulmaması ve molalarda daha fazla "12 Dev Adam" şarkıları çalınsın, "tam zamanı şimdi" şarkıları çalınsın ya da "taraftarız biz" diye Athena'nın bir şarkısı çalınsın diye dansçı kızların çıkması yerine bu tür müziklerle seyircinin coşturulması gibi bir karar aldık. Bu aslında bizim sadece çok zor maçlar diye Rusya ile Yunanistan maçında uyguladığımız bir stratejiydi." dedi.
FIBA'nın saha içi programının önceden belirlendiğini de kaydeden Demirel, "FIBA saha içi programını önceden belirlediği için bu dansçı kızların belirli aralıklarla çıkmasını istiyor. Fakat bizim açımızdan da taraftarın desteklemesi ve bütün oyuna konsantre olması daha önemli. Ankara'da açıkçası bu tercihimizi kullandık. Başbakan'dan bize bir şey gelmedi ve daha sonraki maçlarda da dansçı kızlar bizim maçlarımızda gösteri yaptılar. Fildişi Sahili, Çin ve Porto Riko karşılaşmasında. Daha sonra sayın Başbakanımızın İstanbul'da geldiği maçlarımızda da bu gösterileri sürdürdüler. Dolayısıyla bizim biraz daha tercihimiz seyirci konsantrasyonuyla ilgiliydi. Ama biz bunu sadece Ankara'da kullanabildik. İstanbul'da da bu hiç olmadı. Türkiye maçları da diğer maçlarda olduğu gibi dansçı kızlar normal programda sahaya çıktılar" diye konuştu.
TANJEVİC: BAŞBAKANIN YUHALANMASINI HİÇ SEVMEDİM
Şampiyona boyunca gazete okumaya zaman bulamadığını belirten Tanjevic, "Sadece oyuncuları izledim. Tartışmalar hakkında hiç bir şey duymadım. Başbakana büyük saygım var ve ne diyeceğimi bilemiyorum. Bu demokrasidir. Hepimiz bir şeyleri tartışabiliriz. Bir taraf ve diğer taraf bazı şeylerden bahsedebilir, ama birlik önemli burada. Şampiyonluk sonundaki olayı hiç sevmedim. Çünkü Türkiye bir birlik yeri. Hepimiz aynı taraftayız. Türkiye'nin gelecek yıl daha politik açıdan olsun bütün açılardan olsun daha iyi hale gelmesini istiyorum. Ekonomik açılardan da Türkiye'nin gelişmesini istiyoruz" açıklamasında bulundu.
Şampiyona dönemini ikiye ayırmak gerektiğini söyleyen Sinan Güler, "Yunanistan maçı hem taraftarın desteğiyle hem de oynadığımız basketbolla bütün dünyaya örnek gösterdiğimiz bir maç oldu. Yaklaşık 30 yıldır yenemediğimiz rakibimizi üstün bir oyunla yenerek grup liderliğinde avantaj yakaladık. İkinci maç da Sırbistan karşılaşmasını kazanmak, final açıdan önemli bir dönemdi turnuva içinde. Ama Slovenya maçındaki basketbolda gerçekten hem takımın gösterdiği performans hem de taraftarla birlikte oynamanın verdiği zevk açısından güzel bir karşılaşma oldu." dedi.
Türkiye Basketbol Federasyonu Başkanı Turgay Demirel, A Milli Takım Kaptanı Hidayet Türkoğlu'nun takım arkadaşlarına tercüman olduğunu söylerken, "Bir talep belirtildi ama bu hiçbir zaman yanlış değerlendirilmemeli. Çünkü basketbolcularımız zaten ne için oynadıklarının çok farkındalar ve bütün 70 milyonu sevindirmek için mücadele verdiler. 70 günden bu yana çok fedakarca çalışıyorlar ve Dünya Şampiyonası gibi bir organizasyonu gümüş madalyaya uzandılar. Zaten bu çabaları karşılığında hem devletimiz hem de Türkiye Basketbol Federasyonu olarak biz gereken ödüllendirmenin yapılacağını söylemiştik. Hiçbir detay konuşmadan. Ama sayın Başbakanımız Sırbistan maçının ardından kendilerine verilecek ödülün de açıklanmasını istedi ve kendisi belirledi. Bu anlamda biraz şaka da olmuş aralarında. Oyuncular Hidayet'e "sen bunu söylersin", "söyleyemezsin", "sen nasıl kaptansın" gibi… O da "maddi manevi her türlü desteği bekliyoruz" diyince; Başbakanın yanında, bunu da bizim için "ikinci planda olarak" doğrusunu söylüyor. Ama desteklerinizi her zaman bekliyoruz diye de tercüman oluyor" ifadesini kullandı.
DEMİREL: BAŞBAKAN VE CUMHURBAŞKANINA TEPKİ BENİ ÜZDÜ
Ödül töreni ile ilgili de açıklamalarda bulunan Demirel, "Son ödül töreninde böyle bir ses çıktı. Bizim orada çok telaşımız vardı ve tam ne oldu anlayamadık. Ama özellikle dünya şampiyonası gibi bir organizasyonda ev sahibi olduğumuz ve bütün dünyaya yayınladığımız ve birlik ile beraberliğin söz konusu olduğu bir ortamda, spor dışı bir tepki vermenin çok doğru olmadığını düşünüyorum.
Bu organizasyonun başında biri olarak bu açıdan da üzüldüğümü ifade etmeliyim. Antrenörün de dediği gibi demokrasi var ülkemizde, herkes istediğini istediği anda yapma özgürlüğüne sahip. Ama bu bizi derinden yaraladı. Dünkü ve bugünkü toplantılarda biz bunu yöneticiler olarak ifade ettik. Ama bu siyasetçilerin hatta Türkiye Basketbol Federasyonu Başkanı olarak benim de başıma gelen bir şey. Ben de bazı maçlara gidiyorum ve kulüp taraftarları aleyhime tezahürat yapıyor. Bu da beni çok üzüyor. Maalesef bazen bu tepkilerle yaşamak zorunda kalıyoruz." dedi.
Antrenörlük kariyeri boyunca yaşadığı bazı zorluklara değinen Tanjevic, "Hayatım boyunca destek görmedim. Genç oyuncuları seçerek, seçtiğimde zaten hiç destek görmedim. İnsanlar ne yaptığımı anlamıyorlar. Benim spora karşı olan belli bir tutumum var. Gazetecilerin de hakları var bununla ilgili olarak. Şimdi bazılarının bizim işimizi kontrol etmesi lazım. Ben bunu kabul ederim. Asla gazeteciler arasında İtalya'da Fransa'da ya da Türkiye'de bana düşman olan olmadı. Hiç düşmanım olmadı ve bana destekleri oldular. Bu güzel sözlerle, gazetelerde okuduğum güzel sözlerle zaten bunlar tamir oluyor. Bu normal ve demokrat bir durum. Çalışıyorsunuz ve gazeteciler de sizleri kontrol ediyor. Davranışlarımızı kontrol ediyorlar. Biz çok önemliyiz ve kimse de bizi eleştiremez diyemeyiz. Ben her zaman onlara evet bu işe çok önemli bir iş ve buna saygı gösterilmesi gerektiğini söylüyorum. Ve aynı şekilde herkese saygı gösteriyorum" açıklamasında bulundu.
Ankara'da otel ile salon arasında Cem Yılmaz'ı izleyerek keyifli zaman geçirdiklerini söyleyen Sinan Güler, "Ankara'da otelden salona giderken uzun süre geçiyordu. Antrenmanlara giderken ortaya çıkan bir fikirdi Cem Yılmaz'ı izlemek. Maçlarda da buna devam ettik. Gerçekten kendi gösterileriyle bizi birçok kez güldürdü otobüs yolculuğunda." dedi.
TBF Başkanı Turgay Demirel ise "Yardımcı antrenörlerimizden Rolando Blackman, "Türkiye'de başka kimse yok mu güleceğiniz" demiş. Oyuncular hakikaten her maça giderken onu izliyor. Cem Yılmaz'ı maçlara çağırdık ama rahatsızlığı varmış belinde. O nedenle katılamadı. Hatta oyuncuları otelde ziyaret etmek istedi. Ancak maç öncesi otelde ziyarete konsantrasyonu dağıtır diye biz kabul edemedik. Rahatsızlığı nedeniyle olmadı" ifadesini kullandı.
Şampiyona boyunca bir çok ünlü ismi maçlarda gördüklerini de kaydeden Sinan Güler, "İlgiyi görmek ciddi bir enerji veriyor. Kıvanç Tatlıtuğ benim genç takımdan arkadaşım. Onu kendi şeklinde yükseldiği yerde gördükten sonra bizi desteklemesi gerçekten önemli bir şey. Aynı zamanda Milli Takım futbolcuları ve teknik direktörü ile bütün taraftarlardan destek görmek bize ayrı moral verdi" dedi.
Sağlık durumunun iyi olduğunu ve kendisini iyi hissettiğini söyleyen Baş Antrenör Bogdan Tanjevic, "Ben iyiyim ve kendimi bu anlarda iyi hissediyorum. 30 gün boyunca Türkiye'de bulunacağım ve 8.terapimi tamamlayacağım ve daha sonra kontrol edeceğiz. Komple olarak kontrolden geçeceğim. Ama güçlüyüm ve daha önce de söylediğim gibi iyi bir yapım var. Ve çok mutluyum. Genellikle yaşamım boyunca hep iyimserim. Oyuncularımla, ailemle başka bir güne başlamak… Her güne, güzel bir gün, ne kadar güzel bir gün diyerek güne başlarım. Hayatım boyunca hiçbir şey değişmedi."
2010 FIBA Dünya Şampiyonası'nın hedeflerini çok önceden koyduklarını ve bunda başarılı olduklarını da söyleyen TBF Başkanı Turgay Demirel, "2001'de Avrupa ikincisi olduktan ve 2004'de de Dünya Şampiyonası organize etme hakkını elde ettikten sonra projeler geliştirdik. Burada da Milli Takımımız başarıya ulaştı ve Türk spor tarihinin en önemli derecesini yakaladık. Bundan sonraki kısa vadeli hedefimiz 2012'yılındaki Olimpiyatlara katılabilmek. İki yıl içinde gerçekleştirmek istediğimiz bir hedef. Dünya basketbolunun kalıcı en önde gelen aktörlerinden biri olmak istiyoruz. Bu istikrar gerektiriyor ve aynı basketbol anlayışını yapan oyuncuların yetiştirilmesi ve istikrarla ilk 4'e oynamak gerektiriyor. Ülke olarak potansiyelimiz var. Çok sayıda genç Sinan, Hidayet, Kerem, Ömer gibi basketbolcu olmak için çalışacak. Önemli olan kulüplerimizin bu oyuncuları doğru bilgilerle donatması ve yetiştirmesi. Bunların hepsi gerçekleşirse dünya basketbolunda Türkiye, Yugoslavya, Rusya ve ABD gibi kalıcı bir başarılı ülke olur diye düşünüyorum. Bu en büyük arzumuz."