Dönen dönsün ben dönmezem yanlıştan!

Cem DİZDAR / MİLLİYET 09.09.2010

Milli Takım hocası Guus Hiddink, Belçika maçının ardından yazılanlara göz atıp, söylenenlere kulak verdiyse eğer, uzun yıllar sonra geldiği Türkiye'de futbol algısının 'salyangoz yürüyüşü' hızında değiştiğini de anlamıştır.
Bilinir, bu ülkede futbol 'rakipsiz' oynanır. Karşıda bir takım yoktur. Bir 'bizim takım' vardır, bir de 'hakemler.' 'Rakip takım' top oynamaz, aklı yoktur, her daim beceriksizdir. Yenildiysek ya da yenemediysek bu, rakiple değil 'bizimle ilgilidir.' Bu nedenle 'yanlış' yapan da bizizdir, 'yanlıştan dönen' de.
Belçika maçının ardından ortak kanaat şu yöndeydi; "Hiddink ikinci yarıda yanlıştan döndü..." Haberlerden okuduğumuza göre onu yanlıştan döndüren de futbolcularmış. Devre arası toplantısında futbolcular 'maçı okuyamayan' hocalarına, "Golcümüz yok, hücumda çoğalamıyoruz" deyince Hiddink de hiç düşünmeden ön libero Selçuk'u çıkarıp yerine Semih'i alarak 'yanlış'ından dönmüş... Yorumlarda da ısrarla bu 'yanlıştan döndü' vurgusu yapılıyordu.
Hiddink gibi birine karşı bu kadar ileri gidebilen birilerinin bu hayatta bir şeyler öğrenmesi, hayatı ve oyunu analiz edebilmeleri ne kadar mümkün, varın gerisini siz düşünün... 
Anladım ki, Belçika takımı bir şey yapmamış. Onların okullarında üçgenin iç açılarının toplamının 180 derece olduğu öğretilmediğinden Belçikalı futbolcular da, futbolun 'dairesel ataklarla' oynandığını sanıyorlarmış.
Meğer bu ülkede yetişen en iyi futbolculardan biri olan 'Şifo Mehmet', lakabını Belçikalı bir oyuncudan almamış. 
Belçikalılar koşmayı, kafa topuna çıkmayı, arkadaşının arkasını kollamayı, duran toplarda alanı savunmayı bilmezmiş. Taktik ve disiplin hak getireymiş!
Neyse ki Mehmet Demirkol'u da dinledim o gece... Hiddink'in kim olduğunu, ne yapmak istediğini, oyuncuları ve oyun yapısını nasıl değiştirmeye gayret ettiğini, 'kontrol futbolu'nun ne demek olduğunu anlattı bir güzel. Örnek verirken de mealen şöyle dedi; "Her topu ileri vuran Servet, topu ayağına her alışta yanındaki arkadaşına pas atması gerektiğini hatırlıyorsa, önemli değişiklikler oluyordur."
Çoğunluk, maçı 'Semih hamlesi'nin döndürdüğünü yazdı ya kırmızı kartla atılan Kompany'den, o gece gününde olmayan Dembelle ile Belçika takımının yapısı gereği Hazard'ı kullanamamasının sonuca etkisi olduğundan söz eden yine Demirkol oldu.

Play Station’da ter yoktur
Unutulmasın ki, futbol her zaman rakip takıma göre oynanır. O nedenle Del Bosque'nin Dünya Kupası'nda takımın golcüsü David Villa'yı bazı maçlarda neden ısrarla sol çizgide oynattığını bu ülkenin 'ulema geçinen' yorumcuları turnuva boyunca anlayamadılar. Haliyle onları 'ulema' sanıp dinleyenler de...
Rakibi yok sayıp onun ne yaptığını anlamaya çalışmadan futbolu anlamaya çalışmak böyle bir şey... Acun Ilıcalı maç sonu yaptığı yorumda, "Almanya'ya karşı böyle oyna ama Belçika bu, ne gereği var" tonundan konuşuyordu. Futbolu 'play station' sanmak bu olsa gerek. Unutulmasın ki, 'play station'da topun peşinden koşanlar ne terler, ne tekme yiyince canları acır ne de birbirlerine 'sahici' küfür ederler. O sanal bir oyundur, o kadar. Futbol da öncelikle eğlencedir ama bu kadar ciddi konuşuyorsak biraz da ortalama 'hayat bilgisi' gerektirir değil mi? Ne de olsa, 'yanlış olan bir hayat doğru yaşanamaz' demiş filozof...

Shoyo Tomizawa’yı defalarca öldürmek!
Televizyon ve reklâmlar, eğlenceyi ve 'oyun'u ele geçirdiğinden beri zaman zaman insanlık dışı hallere de maruz kalıyoruz. Moto GP'nin alt kategorisi Moto 2'de Japon Shoya Tomizawa yarıştaki feci kazada öldü. Aralarından biri öldü ancak yarış öteki motosikletçiler için devam etti. Duramazdı, reklâm her şeydi, sponsorluk her şey... Mal satılacaktı. 
Bitmedi, haberleri vermek yetmedi. Tekrar tekrar gösterildi kaza ânı. Sanki gerçekte biri ölmemişti, her şey bir filmdi sanki. Görüntüler yüzlerce kez döndürüldü ve her defasında yeniden öldürüldü Tomizawa gözümüzün önünde. Yarışları izleyecek olanların 'ölüme' karşı iştahı kabartıldı. Bir sonraki yarışta ölüm görme heyecanı kışkırtıldı. 'Para' ve 'ölüm' yüzlerce kez yeniden övüldü. Ve biz bir kez daha 'Hayır' demeyi beceremedik.

Bir penaltı bir sürü ders!
"Çocukluğum ve gençliğim boyunca Everton taraftarıydım. Deplasmanlara bile giderdim" diyen Jamie Carragher 500 maçtan fazladır formasını giydiği Liverpool'a yine aynı forma altında penaltıdan bir gol attı. 
Maç aynı şehrin iki takımı Liverpool ile Everton arasında oynanıyordu ve 'hazırlık' değil 'gösteri' amaçlıydı. Maç bitimi Carragher, "Çocukluğumdan bu yana tek hayalim Liverpool'a gol atmaktı" dedi. Şahane bir espri!
Düşündüm de, İstanbul'daki her derbi öncesi kentte güvenlik alarmına neden olan Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray da birbirleriyle böyle gösteri maçları yapsa... Tansiyon düşse, taraftarlar birbirlerinin farkına varıp "Aaaa! Hakikaten biz aynı şeylere üzülen, aynı şeylere gülen aynı sınıftan insanlarmışız" dese... Bizim futbolcular da Carragher samimiyetinde davranıp çocukken tuttukları takımı korkmadan, özgüven içinde açıklasa... Bu açıklamadan kimse manasız sonuçlar çıkarmamayı öğrense... Şahane olmaz mı?


Yazarın diğer yazıları
29.04.2011 - Bizi bize anlatan iki hoca!
11.03.2011 - ‘Sıradan’ tanıdık bir kavga
25.02.2011 - Okusa da, okumasa da...
18.02.2011 - Hepimiz 'Deliyiz' diyebilmek
17.12.2010 - Schuster’e kalsa o golü göremeyecektik!
23.09.2010 - Akıllı takıma akıllı futbolcu şart
16.09.2010 - Spor için ‘ileri demokrasi’ dersleri

yorumlarBu videoya henüz yorum yazılmamış. Yorum yazmak için tıklayınız
FUTBOLDAKİ SON GELİŞMELER
Şota konuşmama hakkını kullandıKayserispor Teknik Direktörü Şota Arvelazde, Galatasaray'a mağlup oldukları maçın ardından herkesi şaşırttı....
Terim küplere bindiGalatasaray Teknik Direktörü Fatih Terim, Kayserispor maçı hakemi Özgür Yankaya'ya karşılaşma boyunca tepki gö...
Galatasaray, Kayserispor'u eli boş gönderdi 1-0Spor Toto Süper Lig'in 26. haftasında Kayserispor'u konuk eden Galatasaray, Melo'nun golüyle 1-0 kazandı ve zirvedek...
BASKETBOLDAKİ SON GELİŞMELER
Bandırma Kırmızı, Fenerbahçe Ülker'i bekliyormuş 77-71Genç bir kadroyla Beko Basketbol Ligi'nde mücadele eden Bandırma Kırmızı, Fenerbahçe Ülker'i 77-71 mağlup etti....
Ufuk Sarıca: Anadolu Efes Başantrenörü Ufuk Sarıca, Beko Basketbol Ligi'nde Olin Edirne karşısında 81-57'lik skorla aldıklar...
Anadolu Efes, Olin Edirne'yi farklı geçti: 81-57Beko Basketbol Ligi'nde lider Anadolu Efes, Sinan Erdem Spor Salonu'nda Olin Edirne'yi 81-57 yendi. ...