Portekiz satrancı

Ali ECE / AKŞAM 15.02.2012

Braga ile eşleşildiğinde tur için heveslenmiştim. Çünkü rakibi avucunun içi gibi bilen doğma büyüme Bragalı Carvalhal'ın yanı sıra Beşiktaş'ın Portekizli futbolcuları da Euro 2012 kadrosuna girebilmek amacıyla bu maça ekstradan motive olacaklardı.
Zaten geçen yılın sürpriz UEFA finalisti Braga bir nevi Portekiz'in G.Birliği tadında bir takım. Liginde hiç şampiyon olamayan ama son yıllarda bütçesinden çok daha büyük işlere imza atan Braga ilk 11'inde toplamda 57 kez milli formasını giymiş oyuncular vardı. Beşiktaş 11'inde yer alan 3 Portekizli ise toplamda 124 kez Milli Takım'da oynamışlardı. Fernandes'in hem yaşını hem de daha önce geçirdiği şanssız sakatlıklardan sonra siyah beyaz formayla yakaladığı harika form grafiğini hesaba katarsak, Socrates'i hatırlatan bu siyahi futbol harikasının Portekiz formasını çok daha fazla giyebilecek kalitede bir yetenek olduğunun herkes farkında.
Son 6 lig maçında 6 galibiyet alan ve lider Benfica kadar puan toplayan Braga, oyuncuların bireysel yeteneklerinin toplamından daha yetenekli bir takım. UEFA Kupası'nda da finale Fernandes gibi bir özel yetenekten çok bu 'takım yeteneği' özelliğiyle kaldı.
Ancak Beşiktaş'ın bireysel açıdan Braga'ya göre daha yetenekli olan ilk 11'i, takım gibi oynamayı başardığı ölçüde bu turu geçmeye daha yakın kaliteye sahipti. Bu kalite farkını Braga'nın teknik direktörü Jardim de farkındaydı. O yüzden fazla risk almadı. Ancak futbolda risk almamak bazen en büyük risktir. 'Carvalhal'ın santrforsuz satrancı' kadar Braga'nın 10 kişi kalması da Jardim'in risk almadığını sanarak yarattığı riski katmerledi. Geçen sezonki UEFA finalinde Braga'nın bir Fernandes'i olsaydı, o final bambaşka olabilirdi. Dün gece de kayınvalidem örneğinde şahit olduğum gibi 'Braga satrancının veziri' Fernandes özel kalitesiyle, daha önce hiç futbol izlememiş bir kişinin bile dikkatini çekebilir, ona futbolu sevdirebilir.
Fernandes orkestra şefliğindeki Beşiktaş, UEFA'da Türkiye'ye göre daha iyi oynuyor, daha güzel futbol notalarıyla hem futbol yüreğine hem de futbol aklına hitap ediyor. Özellikle 'taktiksel akıl' bağlamında UEFA Ligi'ndeki Beşiktaş ile Türkiye Ligi'ndeki Beşiktaş arasında Dostoyevski'nin düşman kardeşleri Alyoşa Karamazov ile Dimitri Karamazov arasındaki çelişkiyi andıran bir fark var. Halbuki Beşiktaş'ın tarihi borçtan kurtulabilmesi için her sezon Avrupa kupalarına mümkünse de sürekli Şampiyonlar Ligi'ne katılması gerekiyor. Türkiye Ligi'nde de performansını Avrupa'da sürekli olmak hedefiyle yükseltmesi gerekiyor.

Yazarın diğer yazıları
07.05.2012 - Dengeli 4-4-2 zorlama 4-3-3
04.05.2012 - 'Tayfur'laşmış Ernst
22.04.2012 - Çok sıkıcı!
17.04.2012 - Süper ofsayt!
02.04.2012 - Altınsay göreve!
16.03.2012 - Raskolnikov imanı
09.03.2012 - Göz göre göre
05.03.2012 - Seçim hemen yarın yapılsın!
24.02.2012 - Masumiyet mi kader mi ?
10.02.2012 - Hep aynı film

yorumlarBu videoya henüz yorum yazılmamış. Yorum yazmak için tıklayınız
FUTBOLDAKİ SON GELİŞMELER
Kasımpaşa, tecrübesine güveniyor!Spor Toto Süper Lig'e yükselebilmek için Bank Asya 1. Lig play-off finalinde yarın Adanaspor ile karşılaşacak Kas...
Fenerbahçe Ülker'de istifa şoku!Fenerbahçe Ülker'de geride kalan kötü sezonun ardından genel koordinatör Aydın Örs istifa etti....
Polat gitti kavga bitmedi!Galatasaray eski başkanı Adnan Polat’ın bir TV’deki sözleri nedeniyle 2. kez disipline sevki, Cimbom’daki iç ...
BASKETBOLDAKİ SON GELİŞMELER
Beşiktaş finalde Tekerlekli Sandalye Basketbol Süper Lig’de Beşiktaş, play-off yarı final maçında Kardemir Karabükspor'u 75-72 y...
TED Ankara Kolejliler şampiyon oldu! Türkiye Basketbol 2. Ligi play-off final maçında Optimum TED Ankara Kolejliler, Gaziantep Büyükşehir Belediyespor'...
Beşiktaş'ın rakibi belli oluyor!Beko Basketbol Ligi'nde Banvit ile Anadolu Efes arasındaki play-off yarı final serisinin 5. ve son maçı yarın Band...